Birlik Tartışmalarına Kısa Bir Giriş

1506

Hem uluslararası arenada ve hem de Türkiye-Kuzey Kürdistan’da yaşanan gelişmeler bütünlüklü bir şekilde analiz edildiğinde; şimdiye değin yaşanan çelişki ve çatışmaların daha üst boyutlarda seyredip, hem Rusya-Ukrayna benzeri açık savaşların hem de toplumsal direniş ve kalkışmaların yoğunlaşacağı malum. Komünistlerin bu ve benzeri süreçleri hazırlıksız, güçsüz, dağınık karşılayıp, devrimci iktidar mücadelesinin bu kritik kavşaklarında misyonunu oynayamaması burjuvazinin en çok arzu ettiği ve üzerine çalıştığı meselelerden birisidir. Ülkemizde son 10 yıldır bu durumu defaatle yaşamamıza rağmen hala gerekli tecrübeyi edinip, dersler çıkartmadığımız aşikar. Türk hakim sınıflarının kendi aralarında yaşanan çelişkilerin çatışma boyutuna evrildiği; Ergenekon, 16 Temmuz vb süreçler, Gezi, Kobane vb kalkışmalar iyi bir şekilde irdelendiğinde komünistlerin durumu, bu süreçlerle ilişkilenmesi vs net bir şekilde ortaya çıkacaktır. TKK komünist-devrimci hareketinin genel durumunu elbette kendinden menkul, sadece ülke koşullarıyla açıklamıyoruz. Dünya ölçeğinde Komünist-devrimci mücadelede yaşanan gerileme, hem ideolojik-teorik alanda hem politik-pratik arenada yaşananlar, ülkemizi doğrudan etkilemektedir. Objektif alanda yaşanan bütün bu gelişmeleri doğru analiz edip ama bu gerçekliğe teslim olmayan bilakis bu gerçekliği aşmaya dönük nitelikli, kararlı adımlar atmak en önemli görevlerimizdendir. Saydığımız tüm bu negatif duruma rağmen son 30 yılda; Peru ve Nepal’de(bu iki ülkede yaşanan devrim süreci yenilgiye uğrasa da muazzam dersler içermektedir) ve kararlı bir yürüyüşe şahit olduğumuz Filipinler ve Hindistan’da Marksist-Leninist-Maoistlerin; doğru-bilimsel-devrimci bir rotayla, stratejik ve taktiksel ilerleyişinin nasıl mümkün olacağını gördük, görüyoruz. Tüm bunlara dair düşünmeli, muhasebede bulunmalı, dersler çıkartıp kendi gerçekliğimizi, durumumuzu sorgulamalıyız. 

Devrimci iktidar mücadelesinden bir an dahi tereddüt etmeden, oldukça zayıf ve sınırlı bir güçle, oldukça iddialı bir sürece başladık. Bu sürecin başından bugüne geçen kısa sürede yaşanabilecek sorunları, iç-dış etmenleri vs hesap edip, tüm bu zorlu süreci en az hasarla atlatıp, daha nitelikli sıçramalara hazırlandık, hazırlanıyoruz. Çıkışımızın dar örgütsel bir çerçevede ele alınamayacağını, ayrılık anı ve sonrasında vurguladığımız gibi, bunun daha nitelikli, üst boyutta komünist bir partiyi inşa sürecinin ilk adımları olduğunu belirtmiştik. Derdimiz, tasamız kendi gerçekliğiyle yetinip, bazı popülist duyguların tatmin edildiği, dükkancılık mantığıyla idare edilen bir örgüt değil, bilakis parça parça ülkemizdeki bütün Maoist güçlerin nitelikli-merkezi-güçlü bir özneye dönüşmesi için görev ve sorumluluk üstlenmektir. Bugün beş farklı örgütsel yapıya bölünmüş olan Komünist hareketin(her birinde farklı ton ve renklerde vuku bulan ve analize muhtaç bir çok sorun mevcut) bu negatif durumundan kurtulması, kendi misyonuna uygun bir şekilde sınıflar mücadelesindeki yerini alıp, devrimci iktidar mücadelesini adım adım inşa etmesi elzem bir görevdir. Bu görevin oldukça zor olduğunu biliyoruz. Geçmiş süreçlerde yaşanan ayrışma ve birliklerin, tarihimizde yaşanan olumsuz süreçlerin hem örgütsel bünyede hem de kitlelerde ciddi bir güvensizlik yarattığını, birçok önyargı ve kaygının taşındığının da bilincindeyiz. Bunların yersiz ya da üzerinde durulmaması gereken şeyler olduğunu düşünmüyor bilakis oldukça titiz bir şekilde üzerine kafa yoruyoruz. Temel duruşumuz MLM bir örgütün; devrimci iktidar mücadelesini başarıyla yürütüp, hedefine vardırma gerçekliğini inşa etme şiarıdır. Bunun başarılabilmesi içinse önce komünistlerin sonra halkın birliğinin sağlanması şarttır. Bu sağlanmadan ileriye dönük herhangi bir adımın atılamayacağı ayan. Yani komünistlerin birliği dediğimiz şey öyle sıradan, isteğe bağlı, sürece yayılarak geçiştirilecek bir olgu değil tam tersi büyük bir önem ve titizlikle ele alınıp adım adım örülmesi gereken devrimci bir görevdir. Maoist hareketin özellikle 2002-2007 sürecinde birlik meselesine dair oldukça önemli tartışmalar yürüttüğü fakat bunu devrimci bir atılıma çeviremediğini biliyoruz. Bu tarihsel süreçte iki ana kurumdan oluşan durum bugün 5 farklı örgütsel gerçeklikle daha dağınık ve doğallığında daha zor bir şekle evrilmiştir. Bu zorlu durumun bizleri umutsuzluğa sevk etmemesi gerektiğini belirtelim. Evet oldukça zorlu bir süreç ve görevle karşı karşıyayız ama aynı zamanda devrimci mücadelenin bizlere sağladığı güç ve enerjiyle doluyuz. 

Bu ön vurgulardan sonra biraz daha somut bazı şeyleri irdelemek, ifade etmek gerektiğini düşünüyoruz. Öncü Partizan olarak bir yıldan fazla bir süredir, ayrı örgütsel bir gerçeklik içerisindeyiz. Başta belirttiğimiz gibi oldukça sınırlı bir güç ve imkan-olanaklarla bu süreci inşa etmeye başladık. Zaten zayıf olan komünist-devrimci güçler içerisinde yeni bir ayrılık ve bölünmenin negatif bir etki yarattığını, hem geleneğimizin hem devrimci hareketin tabanında bu tür çıkışlara pek itibar edilmediği gerçekliğini bilerek, doğru bildiğimiz bu yolda ilerleme kararı aldık. Çıkış manifestomuzda belirttiğimiz gibi (bizi ayrılma sürecine iten ve esasta içerisinde bulunduğumuz kurumun komünist-devrimci tartışma ve temsil etme misyonunu mevcut önderliği eliyle ortadan kaldırdığı için böylesi bir adıma zorunlu kaldığımız gerçekliği) bu ayrılığı daha üst boyutta, komünist-devrimci bir Maoist sürecin yaratılmasına bir katkı olarak ele alıyoruz. Bu söylem ve istemimizin gerçeklik ve samimiyeti şimdiye değin attığımız adımlar ve örmeye çalıştığımız süreçle sabittir. 

Bu konuda şimdiye değin en yoğun ve nitelikli ilişkilenmeyi Devrimci Demokrasi ile yarattığımızı ifade edelim. Hem bizlerin hem de bu yoldaşların sürecin başından itibaren hiçbir kaygı ve çıkar gözetmeden birlik meselesini oldukça ciddi bir gündem olarak ele aldığı aşikar. Her iki kurumda birlik meselesine dair ortaya konan kimi hatalı, yanlış fikir ve tavırların varlığı sürecin belki olması gerektiğinden daha ağır işlemesine yol açtığını biliyor ve fakat her bir yoldaşımızın fikirlerinin önemi ve fikir mücadelesinin dönüştürücülüğüne olan inancımızla yolumuza devam ediyoruz. Devrimci Demokrasi’nin çıkış sürecimizin en başından itibaren bizlerle kurduğu ilişki, öneri ve eleştirileri, çıkarsız bir şekilde birlik meselesine dair yaklaşımları bizleri oldukça sevindirmiştir. Bizler de ilk yaptığımız kolektif tartışmadan bu yana Komünistlerin birliğini öncelikli görevlerimizden biri olarak saptadık. Bu göreve uygun olarak Devrimci Demokrasi ile hem ideolojik-politik tartışma sürecini başlatıp hem de pratikte ortaklaşmanın zeminini nasıl yaratırız bunun adımlarını atmaya başladık. Şimdiye değin önemli bazı eksik ve hatalarımıza rağmen esasta başarılı bir sürecin işletildiğini ifade edelim. Her iki kurumsal yapıdaki kimi hata ve eksikliklerin, bazı alışkanlıkların politik-pratik sürece de yansıdığını, kimi zaman moral bozucu bazı deneyimlerin yaşandığını biliyoruz. Tüm bunlar öngördüğümüz ve üstesinden gelmek için çaba sarfettiğimiz şeylerdir. Birlik-Eleştiri-Birlik şiarını yaşamsallaştırmanın önündeki her türlü engeli, devrimci yoldaşlarımızla kolektif bir şekilde aşacağımızı biliyoruz. Devrimci Demokrasi’nin baştan itibaren hem kurumsal kimliğimize dönük devrimci ciddiyet ve yoldaşlık ekseninde ortaya koyduğu tavrını hem de birlik meselesine dönük teorik-pratik yaklaşım ve iradesini en içten devrimci duygularımızla bu vesileyle bir kez daha selamlıyoruz. Devrimci Demokrasi dışındaki diğer Maoist güçlerin hem kurumsal kimliğimiz hem de birlik meselesine dair üstenci, küçümseyip yok sayma tavırlarını da devrimci irademizle, bu yoldaşlarla da adım adım inşa edeceğimiz politik-pratik süreçle ortadan kaldıracağımızı biliyoruz.   Devrimci Demokrasi ile bir yıldır yürüttüğümüz bu politik-pratik sürecin daha nitelikli, sistemli bir şekilde devam ettirilmesi konusunda önemli bazı kararlar alınmış durumda. Bunun pratik karşılığının Kaypakkaya geleneği içerisinde önemli bir tartışma ve ilgiye yol açacağını biliyoruz. Bugüne dek yaşadığımız eksiklikler, sorunlar, hatalar, zaaflardan daha fazlasıyla muhatap olacağımızın bilincindeyiz lakin hem bizlerin hem de Devrimci Demokrasi’nin ortaya koyduğu irade, yoldaşlık bağları ve sosyalizm mücadelesine olan inanç ve bağlılığımız en büyük itici gücümüz durumunda. 

50 yılını geride bırakan Maoist öncünün, MLM ilkeler ekseninde yeniden ayağa dikilip, misyonuna uygun bir ideolojik-politik-örgütsel-askeri güç haline gelmesi için her birimiz üzerimize düşenden fazlasını yapmak, halkın ve devrimin çıkarlarını merkeze alarak, devrimci iktidar mücadelesinde dağınık bütün komünist-devrimci güçleri birleştirip, iktidar mücadelesini adım adım inşa etmek zorundayız. Görev bizi bekliyor.

NOT; Bu makale yazılırken hem Devrimci Demokrasi gazetesinde direkt kurumumuza ilişkin bazı makaleler yayınlandı ve hem de Yeni Demokrasi- Gazete Patika-Devrimci Demokrasi sitelerinde Birlik meselesine dair bir takım yazılar çıkıp, tartışmalar yürütüldü. Şimdilik yüzeysel ve dağınık bir çerçevede süregiden bu tartışmaların, doğru bir metotla daha nitelikli şekilde devam etmesini umuyor ve bunun için hem yazınsal hem politik-pratik görevlerimizi yerimize getireceğimizi beyan ediyoruz. Bu sürecin parçası olarak, özellikle Devrimci Demokrasi ile yürüteceğimiz tartışmaların devrimci üslup ve tarza uygun, devrimci mücadeleye katkı sunacak şekilde ele alınması oldukça hayatidir. Hem ideolojik-teorik meselelere dair hem düşünme ve çalışma tarzı, hem çeşitli politik-örgütsel konular ekseninde çok ciddi tartışmalar yürütüp, süreci daha üst boyutlara taşımamız gerekir. Bunun için iki kurum tarafından tartışılan ve planlanan yol ve yöntemlerin özenle takip edilip, eleştirilmesi, önerilerle desteklenmesi bizler için oldukça önemlidir. 

Bedreddin Kawa

Önceki İçerikDevrim ile karşı‐devrim mücadelesinde reformist siyasetin güncel rolü üzerine
Sonraki İçerikGeleneğin Birlik Sorunsalı Üzerine Kısa Notlar!