BİZ KAZANACAĞIZ BİRLİKTE KAZANACAĞIZ!

1670

Güncel siyasal ve dinamik bir olgu olarak birlik meselesi Kaypakkaya geleneğinin gündeminde her daim yer etmiştir/edecektir.

Maoistlerin birlik meselesine, tartışmalarına samimi yaklaşmaları dahilinde, birliğe ilişkin yürütülen pratik-teorik-ideolojik-örgütsel adımlar elbette ki geliştirici ve değerli bir yerde duruyor/durmaktadır. Diğer bir yönüyle meseleyi dar tepkisel-düz çizgisel ele alarak dogmatik (tutucu-kalıpçı) tavırlarında ısrarcı davranan kimi taraflar sürecin gelişmesinden yana olmadıklarını ve bu durumdan hoşnutsuz olduklarını açıkça beyan edici yönelimlerle olmazların teorisini geliştirmektedirler. Varsın olmazların teorisini üretmeyi kendine dert edinsin birileri. Bizler olmazları oldurma ve olurları ve olacakları kendimize dert ediyoruz/edeceğiz.

Birlik meselesi elbette ki yüzeysel ele alınacak, “zaten aynıyız, aynı çizgideyiz, aynı ideolojik rotasyondayız, kirveyiz, kuzeniz” vb. vs. gibi söylemlerle ele alınacak ve böylesine dar yaklaşılacak bir olgu değildir. Gündemimizi meşgul eden-edecek olan önemli başlıkların önünde gelmektedir. Konuyu, “hadi yan yana geldik birlik yapalım” gibi dar çerçeve ile ele almamak, duygusal reaksiyon ve dayatmalardan ise uzak durarak süreci olgunlaştırıp, siyasal-ideolojik-örgütsel-askeri vd. her alanda geliştirici ve kazanımcı olan pratikle hareket etmek elzem olandır.

Bu minvalde birlik tartışmalarına cüretle atılan, Kaypakkaya geleneğini içten ve dıştan kemiren yarım asırlık ayrılıkçı,kalıpçı zincirlerinden kurtaracak değerli, devrimci ve komünist bir adım, bir çıkış yaratan Öncü Partizan ve Devrimci Demokrasici yoldaşlarımızı selamlamak ve kutlamak elbette ki boynumuzun borcudur. Bu demek değildir ki, birlik koşulsuz-şartsız her hangi ideolojik-örgütsel-siyasal argümanlara dayanmadan gerçekleşirse gerçekleşsin kabulümüzdür.

Fakat atılan adımın, yürütülen sürecin, birlik çalışmaları ve tartışmalarının, yayınlanan yazı ve açıklamaların Kaypakkaya geleneğinde heyecan yarattığı ve yaratmaya devam edeceği de kuşkusuz su götürmez bir gerçekliktir. Bir senedir ısrarla ve olgunlukla sürdürülen sürecin birilerini heyecanlandırmak adına atılmadığı da süreç ve tartışmalar olgunlaştıkça görmekteyiz. Böylesi bir sürecin kapılarını aralamak dahi Kaypakkaya geleneğinin içinde bulunduğu kaotik, ayrılıkçı, ben-merkezci anlayışını en başından mahkûm ederek rüştünü ispatlamış/ispatlamaktadır.

Elbette ki, Maoistlerin başlıca sorunu nedir? diye soracak olursak; buna verilecek en yerinde cevabın tabi ki her süreçte ekseriyetle yaşanan ayrılıkların, parçalanmaların yaşanmasıdır diyebiliriz. Her 3-5 senelik süre zarfı içerisinde tekrarlanan ve bu durumu kongre-konferans öncesi veya sonrası ayrılıklar olarak nitelendirebileceğimiz bu çıkışlar, taraflar açısından ne kadar haklı oldukları dillendirilse ve teorikleştirilse de kitleler ve kendine Kaypakkaya’cıyım diyen kesim nezdinde hiçbir karşılığı olmadığı önemle dikkate alınmalıdır.

Halkımız, dostlarımız, devrimci hareket, Maoistlerin, bölünüp-parçalanmasını değil, birlik ruhuyla hareket ederek yek vücut halinde birlik olmalarını talep etmektedirler. Bugün, her bir hareket kitlesine dönüp şu soruyu sorduğunda alacağı cevap farklı söylemler ve betimlemeler üzerinden de olsa birlik meselesine yapılan vurgunun ta kendisi olacaktır.

Birliğin dar ele alınamayacağı-alınmaması gerektiği vurgusunu yaparken, peki bu birlik nasıl temellere dayanır-dayanmalıdır sorusunu tarihimiz boyunca sürekli tartışılagelen. Sonuç? Elde var sıfırdan bir beri, bir öte. Bir adım ileri, iki adım geri misali. Kötünün iyisi durumunda kalan pratik girişimler silsilesi. Kâğıt üzerinde, teorik kavramlarla yazınsal içeriğinin dışında neredeyse hiçbir karşılığı olmayan bu fosilleşmiş birlik çağrıları ve perspektifleri, meselenin ciddiyet ve samimiyetle ele alınmadığının en büyük ve can alıcı göstergesidir. Elbette ki, özü ve biçimi itibariyle birlik meselesi devrimci ve nihayetinde komünist normlara sahip olmalıdır ki, Maoist Komünistlerin tutumu ve yaklaşımları bu düşünceden bir adım dahi geri olamaz/olmamalıdır. Her ne hikmetse Türkiye-Kuzey Kürdistan’ın öncü kurmayı Maoist hareketler birlik, ulusal sorun ve kimi meselelerde sonuçsuz kalmayı kendilerine reva ve görev bilmekte gibidirler.

Birlik meselesinde kimi samimi diyebileceğimiz çağrı ve adımlar atılmış olsa da sonuç uzun vadeye yayılan, sonu görünmeyen çarşambalarda ve baharlarda kalmış temenni sözlerinin ötesine geçmemektedir. Bunun başlıca nedenlerini saymakla elbette ki bitiremeyiz. Bizler buna, ister klik savaşları, ister geçmişten günümüze birbirini tanıyan eski kuşağın değerli önder kadrolarının birbirlerini çok iyi tanımalarından kaynaklı bir araya gelmemekte kati surette ısrarcı ve ketum davranmaları diyelim. Ve isterse, dostlar alışverişte sansın fakat kimse benim alışveriş yaptığım mekanda alışveriş yapmasıncı bir tutum ile yaklaşıldığında birlik tartışmaları yıllara dayanan bir özlem izi olarak kalmıştır/kalacaktır Maoistler nezdinde.

Birlik meselesi yukarıda da belirtildiği üzere dar ele alınamayacak kadar son derece stratejik öneme sahip bir meseledir. Bu minvalledir ki, konuya ilişkin görüş belirten tarafların sürece katkı sunup, süreci geliştirmeleri devrimci olan tavırdır. Aksi durumlar ise, akıl oyunlarının ötesinde olmayan basit çaba ve kendini kandırma pratikleridir ki, kendine öncü misyonu biçen hiçbir hareket bu tür kurnazca yaklaşımların karşılığı olmayacağını ve son derece komik ve basit bir tutum olarak anlamsız bir çaba olduğunu bilmeli ve ona göre hareket etmelidir. MLM’nin ve elli yıllık şanlı tarihsel mirasa sahip​ Kaypakkaya geleneğinin hatırı sayılır tarihsel bir ağırlığı ve öncü misyonu vardır. Ve kimsenin özellikle de birkaç kalemşörün bu tarihsel mirası kendi çıkarları doğrultusunda basite indirgemesi kabul edilemezdir.

Yaklaşık bir sene öncesine dayanan, Öncü Partizan ve Devrimci Demokrasi’nin gündemine aldığı ve yeniden filizlendirdiği birlik tartışmaları son derece değerli ve MLM cephesinden bir cevap olma niteliği taşımaktadır. Bu süreci elbette ki baltalamak isteyecek olanlar, sürecin yürümemesi için manipülasyon ve algı yönetme odaklı yaklaşımlar ile elinden geleni ardına koymayanlar olacak ve sürecin kendilerince ilerlemesinin önüne geçmek isteyeceklerdir. Her ne olursa olsun, gerek söylemci gerekse de kalemşör “komünist”lerin karmaşık kavramsal yazıları ve yaklaşımları böylesi değerli bir süreci geri çekmeye, atıl pozisyona düşürmeye yetmez-yetmeyecektir. Onlarca yıldır başaramadıkları birlik meselesinin Öncü Partizan ve Devrimci Demokrasi tarafından kimi ufak eksikliklere rağmen sağlıklı ve karşılıklı olgunluklarla sürdürülüyor olması Maoist öncünün kitlelere, halklara ve devrimci harekete devrim cephesinden son derece olumlu bir cevabıdır. Ve bu olumlu pratiği kimi yazı ve makaleler ile baltalayacağını düşünenler bilmelidir ki, zihinlerimizi kirletemeyecek kadar berrak bir ilerleyiş ve kazanım içerisindeyiz. Çabalarınız nafiledir.

Komünistler birlik meselesinden koşullar her ne olursa olsun kaçmaz ve bu gündemi sürekli diri tutarak sonuca ulaştırmayı bir borç bilirler. Ve elbette ki herkes kendisini komünist olarak nitelendirmektedir. Herkes siyasal-ideolojik ve örgütsel olarak kendini öncü ve daha ileri görmektedir. Sorunun özü tam da burada yani bu “yüce kibirde” yatmaktadır.

Birlik kaygısı, isim kaygısı, mevki ve makam kaygısı olan sözüm ona komünistler birlikten ziyade, tartışmaları bize katılın, biz daha geniş yelpazeye sahibiz, daha kitleseliz, daha ileri siyasal-ideolojik-örgütsel dokuya sahibiz vb gibi söylem ve yaklaşımlarla öz itibariyle bir arpa boyu ilerleyememişlerdir. Neden? Çünkü hesaplar çarşıya uymamaktadır. Çıkar ve menfaatler değişecektir, koltuklar ve söz hakkı genişleyecek ve birtakım kişilerin alanı daralacaktır. Birlik anlayışını ve çabasını öyle muhteşem kavramsal sözlerle süsleyen kimi taraflar hiç boşuna ne kendilerini ne de başkalarını kandırmaya çalışmasınlar.

Bu tür söylemler, dar bir taraftar çevresinin dışında karşılık bulmayan argümanlardır.

Sonuç olarak; birlik konusunu bilimsel ve ilkesel rotasyonda ele alarak tartışmaları ısrarla ve kararlılıkla sürdüren Öncü Partizan ve Devrimci Demokrasi’nin sağlam iradeli duruşları selamlanmayı fazlasıyla hak eden bir yerde durmaktadır.

Böylesi külfetli, son derece emek, azim ve kararlılık isteyen, her türden saldırganlıklara göğüs gererek süreci olgunlukla ilerletme çabası gerektiren bir sürecin altına bütün uzuvlarıyla giren yoldaşlarımız sürecin hakkını vereceklerdir. Yoğun süreçlerin yaşandığı, ayrılıkların ve parçalanmaların gırla olduğu bir süreçte birlik tartışmasını gündeme alıp tartışmak dahi devrimci olan tavırdır.

Birileri birlik tezleri sunup dururken, birlik nasıl olur teorisyenliğine soyunurken, birlik dersleri adı altında ahkam keserken parçalanmış bir enkazın içinden seslendiklerinin bilincine hala varamamaktadırlar. İstek ve arzularını öylesine belli etmektedir ki bu birileri, birlik süreçlerinden, atılan bu devrimci adımdan fazlasıyla rahatsız olduklarını belli etmektedirler. 

Rahatsız olacaklar elbet, rahatsız etmeye devam edeceğiz çünkü.

Yarım asırlık şanlı bir mirasa sahip olan Kaypakkaya geleneği, Öncü Partizan ve Devrimci Demokrasi’nin fedakarlıkla sırtladıkları birlik meselesi gibi oldukça çetrefilli bir tartışmayı gündemlerine almaları dahi komünist bilincin ve samimiyetin ete kemiğe bürünmüş karşılığıdır. Bir seneye yakın bir zaman diliminde birlik tartışmalarını ve kararlılıklarını

olumlulukla vurgulayarak bu zorlu dönemeci aşacaklarını, Türkiye-Kuzey Kürdistan devrimci hareketine, yiğit direngen halkımıza devrim cephesinden bir cevap olacaklarını ispatlamışlardır. Aktif mücadele alanlarında heyecan ve coşkuyla yoldaşlarımızın bu sürecine hem destek olduğumuzu ve hem de içtenlikle selamladığımızı da belirtmek isteriz.

Yoldaşlar ve dostlarımız, siper yoldaşlarımız bilmelidir ki azim ve kararlılıkla çıkılan hiçbir yol karanlığa çıkmaz.

Kenetlenelim, birlik olalım ve her türden saldırganlık ve manipülasyonlara komünist bilinçle karşı duralım.

Birlik ruhunu şahlandıran, komünistlerin birliğini kendine dert edinip, bunu görev ve sorumluluk olarak ele alan kararlı, direngen, yiğit yoldaşlarımıza bin selam olsun.

Şiarımız net ve açıktır: Birlik-Mücadele-Zafer!

Yılmaz Lori
16.08.2022
Rojava

Önceki İçerikGeleneğin Birlik Sorunsalı Üzerine Kısa Notlar!
Sonraki İçerikSavaş Siperlerindeki Devrimci Cüretin Yorulmak Bilmez Komutanı Baba Erdoğan Yoldaşı Selamlıyoruz!