KAYPAKKAYA GÜZERGAHINDA, CÜRETLE İLERİ DİYENLERE

1362

Merhaba dostlar, yoldaşlar ve tüm ezilen emekçi halklarımız;

Öncelikle siz dost, yoldaş ve siper yoldaşlarımızı, kadınlar ve gençleri, tüm ezilen, sömürülen ve ötekileştirilen halklarımızı işçiler-emekçiler ve köylüleri, öğrenciler, devrimciler, yurtsever, aydın, demokrat ve sanatçılar… Sizleri Maoist Komünist içtenlikle selamlıyoruz.

Bizler yarım asırlık tarihimiz olan MLM’nin komünist ideolojik güzergahına sıkı sıkıya bağlı, devrim yürüyüşünü soluksuz sürdüren komünist devrimciler ve öncülerimizden devraldığımız şanlı tarihin ardılları ve sürdürücüleri olarak, sizleri kavganın içinden selamlamanın haklı gururunu yaşıyoruz.

Bilindiği gibi her devrim yürüyüşü tarihe derin izler ve notlar düşerek ilerler. Faşizm topyekûn ortadan kaldırılmadığı, ezen-ezilen çelişkisi tam manasıyla ortadan kaldırılmadığı sürece devrim ve sosyalizm mücadelemizde kararlılıkla sürecektir. Yarım asırlık tarihimiz ve ezilen halklarımızın haklı isyanı bize bunu emrediyor.

Hedefimiz devrim ve son kertede komünizm ise, bunu doğru yol ve yöntem ile analiz edip hareketimizi kontrollü biçimde daha da arttırarak ilerlemeyi, ileriyi hedeflemeyi kendimize görev, sorumluluk, bir borç bilmeli ve bu bilinçle hareket etmeliyiz. Dünya ve özelde Türkiye-Kuzey Kürdistan devrimci hareketi ve tarihi bizlere gösteriyor ve öğretiyor. Her dönemin kendine özgü inişleri çıkışları olmuş olmaya da devam ediyor ve edecektir. Bu durum kaçınılmaz bir gerçeklik olarak önümüz de durmaktadır. Bu gerçeklik öncü rol üstlenen hareketimiz içinde fazlasıyla geçerlidir.

Bizler diyalektik materyalizmi yöntem edinmiş Komünist Devrimciler olarak kararlı duruşumuzu, mücadelemizi, Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya yoldaşın medotolojisinden aldığımız referansla tıpkı yoldaş Kaypakkaya gibi, her gözü önünde tarihe bir neşter vuruyoruz. Bizi geriye, eskimeye, çürümüş ideolojik savrulmalara ve kokuşmuş pasifist “mücadeleye” çekmeye çalışan her kim olursa olsun, niyetli ve/veya niyetsiz bunun karşısında Komünist tavırla durduk, durmaya devam ediyoruz ve duracağız. Bu böyle bilinmelidir.

Cüret etmeyen, Cüret ettiremez!

Cüret etmeyen, Cüret ettiremez. Adım atmayan, adım da attıramaz. Netice itibari ile koşullar her ne olursa olsun, kendisi ilerleyemediği gibi mücadelesini de ilerletemez!

Gerek örgütlü gerek sempatizan, gerek önder kadro misyonu her ne olursa olsun her bir yoldaş bu mücadele de hamal olma rolünü kendilerinde görebilmelidir/görmelidir. Bulunduğumuz alanlarda doğal inisiyatif/önderlik misyonu alarak daha ileri atılmalı kızıllaşmalı, uzmanlaşmalı, gelişmeli ve halefler yetiştirmekten bir an olsun ödün vermemelidir. Bir şeyleri bir yerlerden bekleyip, kendilerini itici güç olarak görmeyenler talimat gelmeden iş yapamaz, adım atamaz yol yöntem belirleyemez. Atıllıkla gün öldürmekten kurtulmalı, talimat geldiğin de ise gerekçelerle atıl pozisyonda durmayı kendilerine reva görenler bu düşüncelerinden kati surette kurtulup ileri atılma pratiğine girmelidirler. Pratiği somutlaşmış, önderlik-komutanlık misyonunu savaşın içinden fedakarca sürdüren ve bu uğurda ölümü küçülterek yenen devrim ve komünizm davasının ilerletilmesi adına ne diyordu Şahin (Yılmaz Kes) Yoldaş; “Kudretli olalım, cüret edelim, daha ileri çıkalım.”

Yapmış olduğu çağrıları pratikleştiren, cüret eden ve ileri çıkan, inandığı dava uğruna tereddütsüzce ölümsüzleşen, ölümü yüceltmeyen fakat ölümden zerre kadar korkmayan öncü-önder kadro olma misyonunu kuşanmalıyız. Tıpkı ardılları olduğumuz yiğit, direngen, kahraman yoldaşlarımız gibi… O yoldaşlar ki, devrim ve komünizm mücadelesinin gerekliliklerini fazlasıyla üstlenmenin ve pratikleştirmenin karşılığı olan komünist devrimcilerdir.

Bizler ne ütopik ne de romantik devrimciler olmadık/olmayacağız. Somut koşulların somut tahlili perspektifi üzerinden yaşama geçirdiğimiz (geçiremediğimiz) pratiğimiz bunların bir istek ve hayalden çok daha fazlası olduğunu geçmişten günümüze kanıtlamaktadır. Hedefimiz için doğru bilimsel rotasyonda ilerleyerek, kitlelerden aldığımız güç ile daha da güçlenerek doğru siyaset-ideoloji ve politikalarla kesintisiz ve soluksuz ilerlemeliyiz. Unutulmamalıdır ki, doğru kadro siyaseti geçmişte olduğu kadar bugün de biz komünistler için birincil görevlerin başındadır. Bu nedenledir ki, İleri çıkmalı ve ileri çıkma potansiyeli olan, devrimcilik iddiası olan proleter dünya görüşünü savunsun savunmasın her bireye ulaşmalı ve yaşamın her alanında aktif olmalıyız. Kimsenin bize gelmesini beklemeden, bizlerin soluksuz bir şekilde onlara gitmesi kaçınılmaz bir sorumluluktur.

Sosyalizm ve komünizm davası insanlık tarihinin en büyük ve en zahmetli davasıdır. Bu davaya halef yetiştirmek ve bu halefleri eğitmek de en az o kadar zahmetli bir görev ve sorumluluktur. “Proletaryanın devrimci davasının nihai zaferini, yani komünizm davasını garanti etmek için, sadece doğru bir çizgimiz ve doğru bir siyasetimiz olması yetmez; milyonlarca halef yetiştirmeli ve eğitmeliyiz.”

Kademesi her ne olursa olsun, aşağıdan yukarıya geçmişte ya da hali hazırda ileri olması gerçeği de olmuş olsa bu durumdan memnuniyet duyup rehavete veya dinlenmeye çekilemeyiz/çekilmemeliyiz. “Yerden bir tüy kaldırmak büyük bir gücün simgesi değildir. Ayı, güneşi görmek keskin görüş olmadığı gibi, gök gürültüsünü duymak da kulak hassaslığını göstermez.” Kendimizden, haleflerden, hareketimizden, mücadelemizden daha fazla şey talep etmeli ve itici güç olmalıyız. Çark her daim dönmeli ve biz ittikçe dönen çarkla kendimiz de ilerlemeliyiz.

Devrim ve komünizm davasında hamal olup yedi-yirmidört kendini kavgasına adayan, kavgasına inanan ve somut pratikler ile bunu canı gönülden yaşamsallaştıran birey, kendisi başta olmak üzere nüfuz ettiği her şeyi kavgaya uygun birer itici güç yapacaktır. Ve bu iradeyi kendisinde bulacak ve bulduracaktır. Davasının koşullarını ve görevlerini yerine getiren her halef sınıf mücadelesinin tüm sınavlarını karşılamaya ve sosyalist devrimi azimle sonuna dek sürdürmeyi başaracaktır. Bütün çalışmaların, eğitimlerin, örgütlemelerin devrimci safların ve özellikle de önderlik kademesinin, haleflerin yetiştirilmesine yardımcı olmak üzere düzenlenmesi gerekmektedir

Tersine dönmeyecek hiçbir şey, yeni bir çağ yaratacağız ellerimizle ve bu öylesine bir yeni olacak ki sözle değil pratikle sınanacak, ispatlanacaktır. Demokrasi ve devrimcilikten bahsederken birileri, kendi içinde demokrasi mekanizması dahi oluşturamamışken, her ne olursa olsun yanlış-doğru, geri-ileri farklı düşüncelere karşı tahammülsüzlük, farklı fikirlerden beslenmek, öğrenmek yerine kendini dayatan bir rotasyon izleyen her türden anlayış ve düşünceye karşı olduğumuzu ve bu anlayış-lara karşı amansız bir mücadele yürüteceğimiz de herkes tarafından bilinmelidir. Hüküm sürecek bir şeyden bahsedeceksek eğer, bu devrimin, sosyalizmin, isyanın hükmü olacaktır, bireylerin, şeflerin, patronların hükmü değil!.

Biz Kim miyiz?

Biz, ezilenin ezileni, katledilen, sömürülen, taciz ve tecavüz edilen kadınların avazı.

Biz, fabrikalarda, tarlalarda, tershanelerde, maden ocaklarında emekleri sömürülen işçi-emekçinin kavgası.

Biz, hayalleri, yarınları, geleceği çalınan yiğit direngen gençliğin isyanı.

Biz, tercihlerinden ötürü dıştalanan, yok sayılan, linç edilen LGBTİ+’ların teminatı.

Biz, siyah, beyaz, Kızılderili.

Biz, ağacın, çiçeğin, suyun, dağın, ovanın, göğün, kuşun, kurdun, böceğin dili.

Biz, Kürt, Türk, Ermeni, Çerkes, Laz, Arap, Süryani, Keldani, Alevi, Şafi, Hanefi, Sunni… ve daha nice kimlik ve inançların özgürlük arayışıyız.

Biz, Prometeus, Pir Sultan, Bedreddin, Baba İshak, Babai, Şeh Sait, Zilan, Ağrı, Koçgiri, Dersim, Gazi, Gezi’de isyan.

Biz, Marks, Engels, Lenin, Stalin, Mao’nun bilimsel sosyalist yolu, Mahir, Deniz, Mazlum ve İbo’ların cüretiyiz.

Biz, gecekonduda, sokak, alan ve meydanlarda… Biz, tarla, fabrika ve okullarda… Biz, barikatlarda, kavgada, silah elde dağlardayız… Biz, her yerdeyiz.

Ve bizler komünizmin hayaletini horlattık, küllerimizden yeniden yaşam olup dirildik.

MLM güzergahını içtenlikle sahiplenen, bilincinde olan ve bunu son kertesine kadar yaşamsallaştırma ereğinde olan Komünist devrimciler olarak eleştiri-özeleştiri, “Yüz Çiçek Açsın, Yüz Fikir Yarışsın” sözünden referansla eskiyi yıkıp, yeniyi yaratacak olan bizlerin tarihsel köklerinden beslenen Komünist içtenlik ve samimiyetine cevap olarak, bulunduğunuz her alanda, bölgede, zindanlarda, okullarda, kırlar ve şehirlerde kısacası yaşamın her alanında olan siz dostlarımız ve yoldaşlarımız, Eski tükenmiştir, kalıplar, putlar yıkılmıştır. Kendini devrimci nitelendiren, geçmişte mücadeleye büyük emekleri olmuş, sempati duymuş, çevresinde çeperinde olan fakat güven yitimi oluşmuş, küsmüş, küstürülmüş, haksızlığa uğramış, değerlendirilmemiş, görevlendirilmemiş, iletişim kurulup örgütlenmemiş herkes ve her kesimden dostlarımıza, yoldaşlarımıza, tüm ezilen emekçi halklarımıza bin selam olsun.

Nasıl ki değişim diyalektiğin özüyse, bilinmelidir ki bizler de değişim isteyenleriz. Eskinin olumluluklarına tutunacak kadar köklerine bağlı, yeniyi yaratacak kadar bilimsel kopuş ve cürete sahibiz. Hedefimiz ileri ve daima ileridir. Her ne olursa olsun dar kısır tartışmalar, intikamcı tutumlar, klik savaşları, şefçilik ve iktidar hırsına bürünmüş koltuk sevdacılığı bizim rotamıza giremeyecektir. Yeniyi birlikte yaratacak, birlikte tartışacak, birlikte karar alıp birlikte hızla ilerleyeceğiz.

Bilinmelidir ki, hiçbir mücadele aracını mutlakiyet olgusuyla ele alarak reddetmiyoruz. Bu demek değildir ki “mücadelenin her alanı mubahtır!” sözünden yola çıkarak pasifist bir hattı benimseyeceğiz. Komünist Önder Kaypakkaya yoldaşın tarihe vurduğu neşter siyasi, ideolojik, politik, askeri güzergahımızdır şiyarından referansla, vardık ve var olacağız. Bilinsin ki, hiçbir saldırı ve imha politikası, teslimiyet ve her türden saldırganlıklar bizleri yolumuzdan döndüremeyecektir. Kararlıyız, inançlıyız ve cüretimizle daima ilerliyoruz.

Haklı kavgamızı dostlarımız, yoldaşlarımız ve kitlelerin gücü ile birleştirip büyütüp, ilerleteceğiz. Pratik-teori-pratik perspektifi dün olduğu gibi bugün de yolumuzu aydınlatıyor. Bilmekle yetinmeden, bildiğimizi pratikleştirmenin çağındayız. Ve bu yeni çağ, yarım asır sonra köklerinden filizlendi ve hızla büyümekte.

An yeniyi yaratmanın, yeniyi inşa etmenin anıdır, an Komünist mücadeleyi daha ilerilere taşımanın anıdır, an birlik ve beraberlik anıdır. Eskinin ayrılıkçı, yasakçı, kalıpçı, mekanik ve ezberci anı kendini tüketmiştir. Yeniyi yaratacak olan gücümüz, bilincimiz ve kararlılığımıza cevap olarak devrim ve sosyalizm yolunda birlikte ileri daha ileri çıkalım.

Bu rotasyon doğru izlenir ve çalışmalar başarı ile yapılabilirse eski kuşağın devrimci önderleriyle başlatılan MLM devrimci davasının nitelikli haleflere sahip olmasını mümkün kılacaktır. Komünizm mücadelemizin proleter devrimcilerin elinde olmaya devam etmesini garantileyecektir. Nasıl ki bizler, bizden önce bırakılan mirası devralıp ilerletme ve sonuca ulaştırma mücadelesindeysek, bizden sonra gelecek olanlar da Komünizm mücadelesinin gerekliliklerini yaşatacak ve ilerleteceklerdir. Bize düşen başlıca sorumluluk, mücadelemizi içinde bulunduğu artçı durumdan çıkarmak için çabalamak ve öncü misyonunu somutta yaşamsallaştırabilmektir. O vakit, devrim ve komünizm davamızın inşası doğru yolda ve coşkuyla ilerleyecektir.

Özgür yarınların coşkusu, azmi ve kararlılığıyla, zafer de bizim olacaktır. Ve bu zafer, yarın kadar yakındadır.

Yılmaz Lori

Önceki İçerikYAŞAMDA ÇÖZÜLME VE ÖZGÜRLÜK
Sonraki İçerikKAYPAKKAYA’CI İŞÇİ BİR YOLDAŞ DAHA ARAMIZDAN AYRILDI.