KAYPAKKAYA’CI İŞÇİ BİR YOLDAŞ DAHA ARAMIZDAN AYRILDI.

283

BALİ AYKUT DAYI’NIN ÖZLEMLERİ BİZE EMANET..

1975 yılında Çanakkale’den Fransa’ya bir orman işçisi olarak geldi. Kısa bir zaman sonra Kaypakkaya’cı yoldaşların derneğiyle, kendisi gibi orman işçisi bir arkadaşı üzerinden tanıştı. Bu tanışma çocukları ve “eline bakan” eşini geride unutup, gurbette kendi havasına göre yaşayan, rahat, umarsız, “kahveci” kimliğini unutturup, ona bir emekçinin politik kimliğiyle buluşup değiştirmesinin başlangıcı oldu. 

O günden sonra, memlekette eline bakan eşi ve çocukları da dahil, tüm Türkiye – Kuzey Kürdistan’lı yoksullara karşı onu sorumlu, orman işçisi bir emekçi yaptı. Dernek üyesi oldu, yönetimlerinde yer aldı, dönemin konfederasyon kongrelerine Fransa Federasyonu delegesi olarak katılıp, merkezi kitle örgütlerinin siyasetine katkıda bulunacak noktaya kadar ileri çıktı. Devrimci, Kaypakkaya’cı bir göçmen işçi karakterinin en mütevazi, en gösterişsiz, en sessiz sembolü haline geldi. 

Ordada durmadı, Komünist Öncü Parti’nin  iç tartışma ve gelişme süreçlerinde ki ayrışmalarda sesinin yettiği her yerde, eğip bükmeden sözünü söyledi. Anlayışını koydu. Bir seferinde “bizim işçi kuşağı siyasi ayak oyunları nedir bilmezdi, sonra gelen siyasi ilticacılar beraberinde bunu getirip, bize bulaştırdı” dedi. 

Bali Dayı, sonra eşini ve çocuklarını Fransa’ya getirdi. Eşinin her seferinde başına kalktığı “burda ya da memlekette ev alalım” isteğine, “ne evi hanım memlekette Devrim olacak,biz geri gidip kira vermeden yaşayacağız” yanıtını verdi. Ve sonuna kadarda bu duruşundan taviz vermedi.

1995’te kısmi felç geçirdi. 2004’de bunu ikincisi izledi. Bedeninin, Kaypakkayacı emekçi  iradesine ihanetiyle derneklere gidip gelemez oldu. Daha da fenalaşan sağlık sorunları sonucu 2015’ten itibaren bakım evinde kalmaya başladı. Ailesi bu zorlu sürecinde onu hiç yalnız bırakmadı. Hep yanında yer aldı. Eski yoldaşlarının bu zorlu sürecinde onu ilgisiz bırakmalarından asla şikayetçi olmadı. Bunu hatırlatan yakınlarının “gazı”na hiç gelmedi. Sessiz, kendi “kaderi”ne razı olan derin bir mütevazilikle arayıp sormayanları dert etmedi. Dahası “Vardır bir bildikleri” diye onları savundu.

Bali Dayı kendisiyle yaklaşık aynı göçmen emekçi kuşaktan olan, çok yakın bir zamanda kaybettiğimiz İsmail Doğan gibi Temmuz sıcaklığın da sonsuz uykusuna gözlerini yumdu..

Onların göçmen emekçi anıları Kaypakkayacı devrimci yoldaşlarının omuzlarında ağır bir yük olarak, ortak düşleri özgür bir ülkeye armağandır.

Güle güle Çanakkale’nin Kaypakkayacı inada omuz veren  göçmen işçi yoldaşı…

Yoldaşları… 

Anılarınız bize emanet..

Önceki İçerikKAYPAKKAYA GÜZERGAHINDA, CÜRETLE İLERİ DİYENLERE
Sonraki İçerikDevrim ile karşı‐devrim mücadelesinde reformist siyasetin güncel rolü üzerine